1538 nolu Hadis’in
devamının İzahı:
Bu babın hadîslerinden Abdullah
b. Ömer ile Câbir (Radiyallahu anh) rivayetlerini Buhârî ile Ebû Dâvûd
«Kitâbü'I~Buyû'»da; ayrıca Câbir (Radiyallahu anh) rivayetini îbni Mâce
«Ticâret»de; İbni Abbâs (Radiyallahu anh) rivayetini Buhârî «Buyû'»da tahrîc
etmişlerdir. Bu hususta başka ashâb-ı kiramdan da rivayetler vardır.
Rivayetlerin hepsi
meyveyi kemâle gelmeden satmanın memnu' olduğunu göstermektedir. Kemâle
gelmekten murâd: Sarı renkli meyvelerin sararması, kırmızı olanların kızarması,
hububat ve sebzelerin de faydalanılır hâle gelmesidir. Bununla beraber mesele
selef ulemâ arasında ihtilaflıdır. îmam Leys ile Mâlikîler'e göre kemâle
gelmekten maksat: Meyvelerin cinsidir. Şu halde bir beldenin bahçelerinden
birinde meselâ; kirazlar kızarsa, o beldenin bütün meyve cinslerini —henüz
kemâle gelmemiş olsalar bile— satmak caizdir. Yalnız Mâlikîler meyvelerin
birbiri ardından olgunlaşmasını şart koşmuşlardır.
İmam Ahmed b. Hanbel
meyvelerin ayrı ayrı her bahçede hattâ bir rivayete göre her ağaçta müstakillen
kemâle gelmesi lâzım geldiğini söylemiştir.
Şâfiîler'ce her cins
meyve ayn ayrı nazar-ı i'tibâra alınır. Hanefiler bu tafsilâta lüzum
görmemişlerdir.
Olgunlaşmamış meyvelerin
satışı hususunda Şâfiîler'den imam Nevevî şunları söylüyor: «Bir kimse meyveyi,
derhal toplamak şartiyle henüz kemâle gelmeden satsa, satış bilittifak
sahihtir. Ulemâmız diyorlar ki: Meyveyi toplamayı şart koşsa da sonra toplamasa
satış sahihtir. Satıcı müşteriye o meyveyi toplatır. Alanla satanın meyveyi
ağaçta bırakmak hususunda anlaşmaları da caizdir. Meyveyi ağaçta bırakmak
şartiyle satmak icmâan bâtıldır. Zira çok zaman meyve kemâle gelmeden telef
olur. Bu takdirde satıcı, dîn kardeşinin malını haksız yere yemiş olur. Lâkin
meyveyi derhal toplamayı şart koşarsa bu zarar ortadan kalkar. Toplamayı şart koşmayıp
mutlak olarak satarsa bizim mezhebimizle cumhura göre satış bâtıldır. îmam
Mâlik'in kavli de budur. Ebû Hanîfe meyveyi toplama şartının vâcib olduğunu
söylemiştir.»
Fakat Aynî îmam
Nevevî'nin icmâ' iddiasını kabul etmemiş; bu meselede ulema arasında kuvvetli
ihtilâf olduğunu kaydettikten sonra şunları söylemiştir: «îbni Ebî Leylâ ile
Sevrî meyveyi olgunlaşmadan satmanın mutlak surette caiz olamayacağına
kaildirler; bu babta icmâ' nakleden zât vehme kapılmıştır. Yezîd b. Ebî Habîb
ise bu satışın mutlak surette hatta meyveyi ağaçta bırakmak şartiyle dahî caiz
olduğunu söylemiştir; bu hususta icmâ' nakleden de vehmetmiştir.»
Bu bâbtaki tafsilât
şöyledir: Sevrî. İbni Ebî Leylâ, imam Şafiî, İmam Mâlik, İmam Ahmed ve İshâk:
Kızarmadıkça yahut sararmadıkça ağaç üzerindeki meyveyi satmak caiz değildir;
demişlerdir.
Evzâî, İmam Âzam, İmam
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed'e göre ise ağaçta meyve zuhur ettikten sonra
olgunlaşmadan satmak caizdir. İmam Mâlik ile İmam Ahmed'in birer kavilleri de
budur. Hanefîlerin bu bâbtaki delili Buhârî'nin Hz. Abdullah b. Ömer 'den
rivayet ettiği bir hadîstir. Mezkûr hadîste Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
«Her kim tohumladığı bir
hurmayı satarsa, o hurmanın meyvesi satana aiddir; meğer ki müşteri şart koşmuş
ola.» buyurmuşlardır.
Aynı, hadîsin Tirmizî
rivayetinde şu ziyâde de vardır : «Ve her kim bir köle satar; kölenin de malı
bulunursa onun malı satana aiddir; meğer ki, müşteri şart koşmuş ola!»
Tirmizî: «Bu hadîs hasen
sahihtir.» demiştir.
İstidlalin vechine gelince:
Hadîs-i şerîf olgunlaşmadan meyve satmanın mubah olduğunu gösteriyor. Çünkü
satışa şart koşulmaksızın dahil olmayan birşeyin şart koşulursa
satılabileceğine delâlet ediyor. Burada şart koşulmadan satışa dâhil olmayan
şey olgunlaşmamış meyvedir.
Hanefîler'ce babımız
hadîslerinden murâd: Ağacın meyvesini henüz meyve haline gelmeden satmaktır. Bu
takdirde satıcı elinde mevcut olmayan bir şeyi satmış olur ki, Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buna men' etmiştir.
Tahâvî'nin beyanına göre
ulemâdan bir cemaat bu hadîslerdeki nehyin tahrîm için değil, bir meşveret ve
nasihat kabilinden olduğunu söylemişlerdir. Ashab-ı kiramdan bazıları
hurmalarım kemâle gelmeden satar; sonra bir âfet dolayısiyle hurma olmayınca
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in huzurunda birbirlerinden hak dâva
ederlerdi. Bu hususta Buhârî, Nesâî ve Beyhakî Hz. Zeyd b. Sabit'den bir hadîs
rivayet etmişlerdir. Mezkûr hadîste Zeyd (Radiyallahu anh) şöyle demiştir:
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) devrinde halk kemâle gelmeden meyve satarlardı. Meyveler devşirilip
hesaplaşma zamanı gelince müşteri: Yemişlere çürüme, küf ve balsıra arız oldu
derdi. Yâni bir takim afetler sayarak bunlarla ihticâc ederlerdi. Bu hususta
huzuru Kisâletpen ahilerin de dâvalar çoğalınca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) meşveret kabilinden: Meyvenin olgunluğu anlaşılmadan satış yapmayın!
buyurdular.»
Hz. İbni Ömer'in bir
rivayetinde (arâyâ) satışına ruhsat verildiğinden bahsedilmektedir. Arâyâ:
Ariyyenin cem'idir.
Ariyye: Satışı haram
kılınanlardan hâriç kalan hurma demektir. Bunu şöyle îzâh ederler: Müzâbene
yâni ağaç üzerindeki hurmayı kuru hurma mukabilinde satmak yasak edilince bu
meyanda ariyyeye müsaade buyurulmuştur. Ariyye, hurma ağacı ve parası olmayan
ihtiyaç sahibi bir kimsenin çoluğuna çocuğuna taze hurma tattırmak maksadiyle
elindeki kuru hurmayı verip göz kararı ile ağaçtaki taze hurmadan o miktar
hurma satın almaktır.
İbni Esîr «En-Nihâye»
adlı eserinde beş vesk (kile) den az olmak şartiyle buna ruhsat verildiğini
söyler. Nitekim bundan sonraki bâbda ariyye meselesi delilleriyle görülecektir.
Hz. İbni Ömer'in bir
rivayetinde zikri geçen başak satışı hakkında Nevevî şunları söylüyor: «Bu
hadîste İmam Mâlik ile Kûfeliler'e ve ekser-i ulemâya delil vardır. Onlara göre
daneleri katılaşan başağı satmak caizdir. Bizim mezhebe gelince : Bu hususta
mezhebimizde tafsilât vardır. Başak arpa ve mısır gibi daneleri görünen
hububattan ise satılması caizdir. Buğday gibi daneleri kavuzlu olup döğülmek
suretiyle temizlenenlerden ise bu hususta Şafiî'nin iki kavli vardır. Yeni
mezhebine göre caiz değildir, ki esah olan da budur. Eski mezhebine göre
caizdir.
Daneleri katılaşmadan
hububatı satmak caiz değildir; meğer ki derhal biçmek şartiyle satıla.
Ekini danesi
katılaşmadan tarla ile birlikte şartsız olarak satmak —tarlaya tebean— caizdir.
Olgunlaşmadan meyveyi ağacına tebean şartsız satmak da caizdir. Sebzelerin
hükmü de böyledir. Onları da tarladan ayrı olarak satmak ancak kaldırmak
suretiyle caiz olur. Olgunlaşmadan karpuz ve emsali şeyleri satmak dahî aynı
hükme tâbidir. Bu meselenin feri'leri çoktur.»